Kemiklerimiz insan yaşamında önemli bir yere sahiptir. Hareketimizi sağlamamıza, darbelere karşı direnmemize, vücudumuz için gerekli mineralleri depolamamıza yardımcı dokularımızdır. Kırık bizim için bu kadar önemli olan kemiklerimizin bütünlüğünün bozulmasına verilen isimdir. Kemiklerimizin bütünlüğü bozulduğunda en basit ayakta durma ve yürüme gibi işlevlerinden, incelikli hareket gerektiren el fonksiyonlarının kaybına kadar birçok istenmeyen sonuç ortaya çıkabilir. Vücut fonksiyonlarının geri kazanımı için kırık kemiklerin tedavisinin bir an önce ve en uygun teknik ile tedavi edilmesi gerekmektedir. Kırıklar, oluştukları kemiklere ve kırık tiplerine göre tedavi edilmektedirler.

Çocuklardaki kırıklar

Çocuklarda sıklıkla düşme sonucu dirsekte, el bileğinde, diz ve ayak bileğinde kırıklar görülür. Çocukların kemikleri hızlı büyüme potansiyeline sahip oldukları için kırıkların iyileşme ve sorunsuz kaynama şansı yüksektir. Çocuklarda kırıklar özellikle el bileği kırıkları 3-4 haftada iyileşirken ileri yaşlarda bu süre 4-6 haftaya kadar uzayabilir. Kırığın kaynama süresi yaş ilerledikçe artmaktadır. Kırıkların tipine göre farklı tedavi yöntemleri vardır. Çoğu çocuk kırıkları alçı ile tedavi edilebilir. Bazıları ise ameliyat ile tedavi edilmelidir. Çocuklarda özelikle dirsek kırıkları çoğunlukla ameliyat gerektirmektedir. Ameliyat ile kırıklar anatomik olarak tespit edilebildikleri için hastayı uzun süre alçıda tutmadan günlük hayatına kavuşturmak mümkündür. Herhangi bir travma sonrası çocuğunuzda kol veya bacaklarda herhangi bir deformite görüyorsanız veya şiddetli, geçmeyen ağrılar var ise muhakkak bir sağlık merkezine başvurarak mümkünse bir ortopedi uzmanına muayene ettiriniz.

Genç Erişkin Yaştaki Kırıklar

Gençler ve orta yaştaki kişilerde görülen kırıklar çoğunlukla yüksek enerjili travmalar (yüksekten düşme, trafik kazası vb.) nedeniyle oluşmaktadır. Normal sağlıklı bir insanda kemik oldukça sert bir yapıdadır. Bu nedenle kırık oluştuğunda genellikle parçalanma şeklinde kırıklar oluşmaktadır. Travma sonrası kırık ile ilgili en önemli şikâyet ağrı ve şişliktir. Ayrıca kırık olan bölgede morarma veya açık cilt yaralanmaları olabilir. Genç erişkin yaşta oluşan kırıklar eğer kırık uçlarında ayrılma ve parçalanma yok ise alçı ile tedavi edilebilir. Ancak bu yaş grubundaki kırıklarda kemik parçalarında ayrışma sık gördüğümüz bir durumdur ve ameliyat kaçınılmaz olabilmektedir. Hastalarımız için tedavi sürecinde ve sonrasında hedeflediğimiz amaçlar;

  • Kırığın anatomik pozisyonda, kaynadıktan sonra fonksiyon kaybı yaratmayacak şekilde kaynaması
  • Kırık olan uzuvda kaynama sonrası eklemlerde donma, hareket kısıtlılığının oluşması gibi istenmeyen durumları engellemek
  • Hastanın bir an önce normal hayatına geri dönüşünün sağlanması

Bu amaçlar doğrultusunda hasta için en uygun tedavi ve kırık tespit seçeneği uygulanmaktadır.

Yaşlı Kişilerde Oluşan Kırıklar

Teknolojik gelişmeler ve insanların spor, sağlıklı beslenme gibi yaşam kalitesini arttıran hayat tarzının benimsenmesi günümüz insan ömrünün uzamasındaki en önemli etmenler. Bu gelişmeler ışında eskiden yaşlı kişi tanımı 65 yaş üstü kişiler için kullanılırken artık bu sınır kimi yayınlarda 75-80 lere kadar genişletilmiştir. Yaşın ilerlemesi ile birlikte kemik yapısında da ciddi değişimler olabilmektedir. Toplumda kemik erimesi olarak bilinen ve sıklıkla karşılaşılan Osteoporoz ileri yaş hastalarda ciddi kırıklara sebep olabilmektedir. Osteoporoz düşük kemik yoğunluğu ve kemik yapısında bozulmaya sebep olan ve kemiğin kırılmaya eğilimini artıran sistemik bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. İleri yaş hastalarda özellikle kalça, el bileği ve omuz bölgesi kırıkları sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu bölgelerin kırıkları için sıklıkla operasyon gerekmektedir. İleri yaş hastalar için kırık ile beraber karşılaşılan bir diğer problem ek hastalıklardır. Diyabet, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, by-pass operasyon geçmişi, KOAH gibi ek hastalıklar kırık nedeniyle operasyon planlanan bu yaş grubundaki hastaları yüksek riskli gruba sokmaktadır. Anestezi açısından yüksek risk taşıyan bu yaş grubundaki hastalarımız için hastanemizde düşük doz anestezi altında periferik blok yöntemi ile anestezi uygulanmaktadır. Bu yöntem ile anestezi alması riskli ve çok riskli olan hastalarımıza dahi düşük doz anestezi ile entübe edilmeden de opere edilebilmektedir. Bu yöntem ile ameliyat sonrası dönemde hastalarımızın vücut fonksiyonlarını geri kazanması hızlı bir biçimde gerçekleşmektedir.

Doç. Dr. Ömer Kays Ünal

Make an Appointment